|
Düşünme İhtiyacı ve Felsefenin
Durumu - Birinci Bölüm
İnsanların Bir Dünya Görüşüne İhtiyacı Var
Bu ihtiyac, o kadar kokludur ki, Islam dunyasinda "bir tefekkur
tarihi" ve butun dunyada ise koskoca "bir felsefe tarihi"
dogmus bulunmaktadir. Tarih ve gunumuzdeki gercekler bize gosteriyor
ki, insanlar, arastirmak, dusunmek, inanmak zorundadirlar. Bu ihtiyac
alem-sumuldur. Hic kimse, uzun muddet suphede, kararsizlikta, boslukta
duramaz. Iyi-kotu,
dogru-yanlis herkes birseylere inanir, genis veya dar herkesin bir
"dunya gorusu" vardir.
Ilmi felsefeden ayri olarak varlik, bilgi ve irade problemleri
uzerinde calisan, insan ve "insanotesi" uzerinde, toptan
bir tefekkure ulasmak isteyen "butuncu" bir zihin cabasina
"genel felsefe" diyoruz. Bugune kadar gelen "felsefe
tarihi" ve Islam'da, felsefi akimlar karsisinda goruslerini
ortaya koyan "ilm-i kelam", daha cok bu turden zihni calismalari
yansitmaktadir.
Genel felsefe, yanliz bilgi dallarindaki gelismelerin isiginda,
bir dehanin zekasi ile cagin sevisyesine uygun genel bir senteze
ve sisteme ulasmaya calismaz, bir bakima "insan bilgisinin
ilmini" yapmaya calisir.
Gunumuzde, ilimlerin cok fazla cesitlenmesi, ihtisas alanlarinin
daralmasi bu sentezi basarmak hususunda insan zekasina buyuk guclukler
getirmekle beraber, zor olsun, kolay olsun, bu isin basarilmasi
konusundaki calismalar devam edecektir ve etmektedir. Cunku, bu
durum, boyle bir senteze ulasma ihtiyacini azaltmak yerine daha
da cogaltmis bulunmaktadir.
Insan fert ve gruplari, icten baglanacaklari ve kendilerini mutlu
kilacak "bir inanc ve dunya gorusu" istemektedirler.
Butun zaman ve mekanlarin insani bu ihtiyacla kivranmaktadir.
Bugunun insanini dusunmekten alakoymak icin kurulan tuzaklar, (
cilginca danslar, delice muzikler, arenaya dondurulen stadlar, kumar,
fuhus ve uyusturucu madde evleri... ) herseye ragmen "dusunen
ve inanan insani" henuz tamamen yikamadi, yok edemedi. "Ilmi
felsefe" ile, olaylara ve varliklara, bizzat olaylarin ve varliklarin
"objektif verileri" ve iliskileri ile yaklasmak, yorum
yapmak ve objelerin dili ile dusunmek esas alindigi halde, "genel
felsefe" ile bilgi ve varligin, insan idrakinde ve varliginda
"senteze" ulasmasi ve butun varlik tezahurlerinin, belli
bir sistem icinde "insanda seyredilmesi" esastir. Boyle
bir tefekkur, insanin kendi varligini, butun varlik tezahurlerine
"ayna yapmasi" ile dogar.
Varlik aleminde, buyuk kucuk, canli cansiz her varlik, bir radyo
vericisi gibi "kendi dili ile" yayin yapar, kendi verileri
ile adeta kendini anlatir. Insanoglu ise, idrakini ve zekasini bir
"anten" gibi kainata germis olup bu varlik tezahurlerinden
gelen verileri toplamakta, bunlari kendi diline tercume ederek yorumlamaktadir.
Bu idrak ve yorumlarin sayisi da "idrak
edicinin" idrak ve zekasina gore cesitlenmekte ve cogalmakta...
Bir tarafta, butun tezahurleri ile varlik, ote tarafta insanin
zeka ve idraki bulunmaktadir. Kisacasi, "insan" ve "insanotesi"
ikilisinden "butuncu" bir bilgi ve yoruma ulasma cabasina
isterseniz "felsefe", isterseniz "tefekkur"
diyebilirsiniz. Insan, kainatin ve butun varlik tezahurlerinin "gozlemcisi",
insandan gayri hersey de "insanotesi"dir. Butun bunlardan
sonra
bilinmelidir ki "vahyin" ve "tevhid"in nurundan
mahrum bir akil, boyle bir sentezi kurmada daima basarisiz kaldi.
|