Bozulmanın her yere girdiği, zenginlerin sadece yarı dolandırıcılık
düzenlerinin becerikli sürpriz taktikleri ile kazanç sagladıkları,
gevşekliğin hüküm sürdüğü, ahlâkın gönüllü olarak kabûl edilen
prensiplerle değil cezâî tedbirler ve sert kânunlarla muhafaza
edildiği, îman ve memlekete dâir duyguların kozmopolit inançlarla
silindiği toplumlara ne şekilde idâre tarzı verilebilir? Bu
toplumlara biraz sonra anlatacağım istibdaddan başka ne şekilde
bir idâre verilebilir? Biz cemiyetin bütün güçlerini ellerimize
alabilmek için sıkı bir şekilde merkezleştirilmiş bir hükûmet
meydana getireceğiz. Teb'âmızın siyâsî hayâtının bütün faaliyetlerini
yeni kânunlarla mekanik bir tarzda düzenleyeceğiz. Bu kânunlar
Yahudi olmayanlar tarafından tanınmış olan bütün müsâmaha ve
hürriyetleri birer birer geri alacak ve bizim krallığımız herhangi
bir anda ve her yerde bize söz ile veyâ fiîlen karşı gelecek
olan herhangi bir Yahudi olmayan şahsı yok edecek derecede muhteşem
bir istibdad ile temâyüz edecektir.
Benim söylediğim şekilde bir istibdâdın bugünkü gelişme durumu
ile bağdaşamayacağı bize söylenecektir. Fakat ben size bunun
olacağını ispat edeceğim.
Halk, tahtlarında oturan krallara Allah'ın irâdesinin izhârı
olarak baktığı zamanlarda kralların müstebid iktidârına mırıldanmadan
itaat ederlerdi. Fakat biz onların kafalarına kendi hakları
mevzûsunda telâkkîler îmâ ettiğimiz günden beri tahtların sâhiplerini
alelâde şahıslar gibi görmeğe başladılar. Biz onları Allah'a
îmanlarından da uzaklaştırdık. O zaman iktidârın kuvveti halkın
sâhip olduğu sokaklara fırlatıldı ve bizim tarafımızdan ele
geçirildi.
Bundan başka kurnazca dalavereler ile ortaya konan teori ve
sözler vasıtası ile genel hayâtın düzenleriyle ve her çeşit
diğer desiseler ile kitleleri ve fertleri yönetmek sanatı gibi
bizim idâreci beynimizin uzmanlarına ait olan hususlarda Yahudi
olmayanlar bir şey anlamazlar. Analiz ve müşâhedeler, küçük
çıkarlar üzerinde hassâsiyetle durma gibi maharetlerde bizim
rakibimiz yoktur. Siyâsî faaliyet plânları çizmede ve dayanışmada
bizimkinden fazlası mevcut değildir. Bu hususta yalnız Cizvitler
bizimle mukayese edilebilir. Fakat biz kendi gizli teşkîlâtımızı
dâima gölgede tutarak, onları açık bir teşkîlât olmaları sebebiyle
düşüncesiz avâmın gözünden düşürmek yolunu bulduk. Bununla berâber
muhtemelen dünyâ için kendi hükümdarları kim olsa aynıdır. Katoliklerin
başı da olsa bizim Siyon kanından müstebidimiz de olsa. Fakat
biz seçilmis kavme bunu bir kayıtsızlık mevzuu yapmak çok uzaktır.
Bir zaman için dünyâdaki bütün Yahudi olmayanların bir koalisyonu
bizimle belki başarılı bir şekilde mücâdele edebilirdi. Fakat
onların aralarında mevcût ve kökleri şimdi aslâ koparılıp çıkarılamayacak
derecede derine atılmış olan anlaşmazlıklar sebebiyle bu tehlikeye
karşı emniyette bulunmaktayız. Biz, Yahudi olmayanların şahsî
ve kavmî hesaplarını, son yirmi yüzyil boyunca besleyip çok
geliştirdiğimiz dinî ve irkî kinlerini birbirlerinin karşısına
çıkartır. Bu sebepledir ki bize karşı kolunu kaldıran herhangi
bir yerdeki bir devlet destek görmeyecektir. Onların her biri
hatırlarında tutmalıdır ki bize karşı herhangi bir anlaşma kendisi
için faydasız olacaktır. Biz çok kuvvetliyiz. Bizim kuvvetimizden
kurtuluş yoktur. İçinde bizim esrarlı elimiz bulunmadıkça milletler
önemsiz bir husûsî anlaşma bile yapamazlar.
Bizzat Allah tarafından bütün dünyânın idâresi için bizim
seçildigimizi peygamberler söylemiştir. Allah bizi bu vazifeyi
görebilecek bir zekâ ile teçhiz etti. Hasım tarafta bir zekâ
olsaydı bize karşı hâlâ mücâdele edebilirdi. Fakat öyle olsa
da yeni gelen bir kimse eskiden beri yerleşmiş olan bir kimse
ile denk olamaz. Bu sebeple aramızdaki mücâdele, dünyânın bugüne
kadar aslâ görmediği şekilde merhametsiz olacaktı. Evet, onların
zekâsı çok geç yetişmiş olacaktır. Bütün devlet mekanizmalarının
tekerlekleri bir motor kuvveti ile hareket ettirilir ki o bizim
elimizdedir. Devlet mekanizmalarını bu motor aldırır. Siyon
liderlerimiz tarafından icat edilen politik ekonomi ilmi, uzun
zamandan beri sermayeye şahâne nüfusunu vermiş bulunmaktadır.
Sermayenin engelsiz olarak işletilmesi için, o sanâyi ve ticarette
inhisar tesis etmek hususunda hür olmalıdır. Bu, şimdiden görünmez
bir el tarafından dünyânın her tarafında icrâ safhasına konulmaktadır.
Bu hürriyet, sanâyi ile meşgûl olanlara siyâsî bir kuvvet verecek,
bu da halka baskı yapmağa yardımcı olacaktır. Bugünlerde halkları
silâhsızlandırmak onları harbe sevk etmekten, alevler içinde
yanan ihtirasları bizim menfaatimize kullanmak, onların ateşini
söndürmekten ve başkalarının fikirlerini alıp onların mânâlarını
bize uygun şekilde değiştirmek, onları kökünden kazımaktan daha
ehemmiyetlidir.
Yöneticiliğimizin en mühim amacı şu hususları ihtivâ eder:
Halkın zihnini tenkîd ile bozmak, onu mukâvemet uyandıran ciddî
düşüncelerden uzaklaştırmak, zihnî kuvvetleri boş nutukların
sahte savaşı ile meşgûl etmek.
Her çağda dünyâ halkları da fertler gibi sözleri iş şeklinde
kabûl etmişlerdir. Çünkü onlar genel arenadaki gösteri ile tatmîn
olurlar ve va'dleri icrâatın takip edip etmediğine nâdiren dikkat
ederler. Bundan dolayı biz halka söz ile hitap edilecek müesseseler
kuracağız ve bu müesseseler gelişmeye olan faydalarının delîlini
vereceklerdir.
Her yöndeki bütün partilerin serbest dış görünüşlerini zâhiren
kabulleneceğiz ve bu dış görünüşlere nutuklarda ses vereceğiz.
Nutuk veren kimselere kadar konuşacaklar ki dinleyicilerin sabrını
tüketecek ve nutka karşı bir nefret hâsıl edeceklerdir.
Kamuoyunu avucumuzun içine almak gâyesiyle her taraftan birbirlerine
zit fikirleri netîce çıkamayacak şekilde karşı karşıya getirerek,
bu karışıklık içinde Yahudi olmayanların başlarının dönmesi
ve her çeşit siyâsî mevzûlarda hiçbir fikir sâhibi olmamanın
en iyi hal olduğu kanaatine varmaları için, yeterli bir zaman
boyunca çalışarak onları şaşkın hâle getirmeliyiz. Halkın siyâsî
mevzûları anlamaması gerekmektedir. Çünkü o mevzûlar yalnız
halkı idâre edenler tarafından anlaşılır. İste bu birinci sırdır.
Hükûmetimizin başarısı için zarûrî olan ikinci sır, aşağıdaki
hususları ihtivâ eder: Millî başarısızlıkları, ihtirasları ve
medenî hayat şartlarını çoğaltmak. Böylece keşmekeş doğuran
bir durum içinde bir kimsenin nerede bulunduğunu bilmesi imkânsız
olacak ve neticede halk birbirlerini anlamaz duruma gelecektir.
Bu tedbir başka bir yoldan da bize hizmet eder. Şöyle ki, bütün
partilerin arasına anlaşmazlık eker, hâlâ bize boyun eğmek istemeyen
bütün toplu güçleri yerinden çıkarır ve işimize herhangi bir
derecede engel olabilecek herhangi bir şahsî teşebbüsün cesâretini
kırar. Bize karşı şahsî teşebbüsten daha tehlikeli bir şey yoktur:
Eğer o, arkasında bir dâhîye sâhipse böyle bir şahsî teşebbüs
aralarına anlaşmazlık ektiğimiz, milyonlarca kişinin yapabileceğinden
fazla şey yapar. Biz Yahudi olmayan cemiyetlerin eğitimini o
şekilde yönetmeliyiz ki, her zaman şahsî teşebbüs isteyen bir
mevzû ile karşılassalar meyus bir acz içinde elleri böğürlerinde
kalsın. Çalışma hürriyetinin neticesi olan büyük çabalar bir
başkasının hürriyeti ile karşılaşınca kuvvetleri tükenir. Bu
çarpışmadan ağır ahlâkî sarsıntılar, hareketler ve başarısızlıklar
ortaya çıkar. Bütün bu vâsıtalarla Yahudi olmayanların kuvvetini
o şekilde azar azar tüketeceğiz ki onlar bize dünyânın enternasyonal
iktidârını sunmaya mecbûr olacaklardır. Bu durum herhangi bir
şiddet hareketinde bulunmaksızın dünyânın bütün devletlerinin
kuvvetlerini tedrîcen yutmağa ve bir üstün hükûmet teşkîl etmeğe
bizi muktedir kılacaktır. Bugünün hükümdarları yerine bir hayâlet
dikeceğiz ki ona yüksek hükûmet idâresi denilecektir. Onun elleri
bir kıskaç gibi her istikâmete uzanacak ve onun teşkîlâtı öyle
muazzam ölçülerde olacaktır ki dünyânın bütün milletlerine boyun
eğdirmekte başarısızlık göstermeyecektir.