Bugün size söyleyebilirim ki hedefimiz simdi bize sadece birkaç
adım uzaklıktadır. Uzun yolun yürünecek ancak ufak bir kısmı
kaldı. Kendisi ile halkımızı temsil ettiğimiz sembolik yılanın,
önünde yürüdüğümüz çember kapanacaktır. Bu halka kapanınca bütün
Avrupa devletleri kuvvetli bir mengene içinde onun büklümlerine
kilitlenecektir.
Bugünlerin anayasal terazileri kısa zamanda kırılacaktır.
Çünkü üzerinde döndüğü ekseni aşınıncaya kadar durmadan sarsılsın
diye biz onu dengesiz kurduk. Yahudi olmayanlar o eksene yeterli
derecede sağlam kaynak yaptıklarını zannediyorlar ve o terazilerin
dengeye geleceğini umuyorlardı. Fakat eksenler -tahtlarındaki
krallar- kontrolsüz ve sorumsuz yetkileri ile şaşkına dönmüş
olan ve budalaca hareket eden temsilcileri tarafından kuşatılmışlardı.
Bunlar bu yetkileri saraylarda teneffüs edilen dehşet havasına
borçluydular. Bu şahıslar halkları ile teması kesince tahtlarındaki
krallar iktidara göz diken kimselere karşı artık halk ile anlaşıp
kendilerini kuvvetlendirmeye muktedir olamıyorlardı. Biz, uzak
görüşlü hükümdar iktidarı ile halkın kör kuvveti arasında her
iki taraf da mânâsını kaybetsin diye bir uçurum meydana getirdik.
Bir kör ile değneği gibi ki ikisi de birbirinden ayrı olunca
kuvvetsizdir.
İktidar peşinde koşanlar iktidarı kötüye kullanmaya tahrik
etmek için, bütün partileri silâhlandırdık, iktidar mevkiini
her ihtiras için hedef hâline getirdik. Kısa bir zaman sonra
karışıklıklar ve iflâslar bütün dünyâyı kaplayacaktır.
Çok konuşan gevezeler parlâmento oturumlarını ve yönetimle
ilgili toplantıları konuşma müsâbakası hâline çevirmektedir.
Atılgan gazeteciler ve vicdansız yazarlar her gün idâreci memurlara
saldırıyor. Çılgına dönmüş avâmın yumrukları altında her şey
havaya uçuşurken iktidarın suiistimâli, bütün müesseseleri kendilerini
devirmeğe hazırlayan son manivela olacaktır.
Bütün halk fakirlik sebebi ile ağır çalışma mecbûriyetine
zincirlenmiştir. Bu, onların evvelce vurduğu kölelik ve toprağa
bağlı kölelik zincirlerinden daha kuvvetlidir. Onlar bu zincirlerden
kendilerini herhangi bir yolla kurtarabilirlerdi. Fakat yoksulluktan
aslâ kurtulamayacaklardır. Biz anayasaya kitleler için hayâlî
ve gerçekdışı gözüken bir kısım haklar dâhil ettirdik. Halkın
hakları ismi de, verilen bu hakların hepsi, yalnız bir fikir
hâlinde mevcûd olabilir ve fiilî hayatta aslâ gerçekleltirilemez.
Proleterya bizim emrettiğimiz yönde ve bizim iktidar mevkiine
yerleştirdiğimiz ajan kadromuzun hizmetinde bulunan kimseler
lehinde rey kullanmalarının karşılığı olarak acıyıp soframızdan
kendilerine fırlattığımız ekmek kırıntılarından başka anayasadan
bir menfaat elde etmediğine göre, konuşmacıların gevezelik yapma
hakkı elde etmeleri, gazetecilerin güzel yazılar yanında saçma
şeyler yazma hakkına sâhip olmaları, ağır yükünün altında beli
ikiye bükülmüş proleter işçi için ne ifade eder? Cumhuriyete
ait haklar fakirlik bir taraftan hemen hemen her gün çalışmaya
mecbûr olması sebebiyle o hakları kullanmaya muktedir değildir.
Diğer taraftan o haklar kendisini yoldaşlarının grevlerine ve
işverenlerinin lokavtlarına bağlı hâle getirdiğinden muntazam
ve muayyen gelirinin bütün teminâtından mahrum etmektedir.
Bizim rehberliğimiz altında, halk; aristokrasiyi yok etti.
O aristokrasi ki kendisinin tek ve yegâne müdâfaa vâsıtası ve
halkın refâhına bağlı ve ondan ayrılması imkânsız menfaatleri
sebebiyle de kendilerini besleyen bir anne idi. Şimdi aristokrasinin
yıkılması sebebiyle halk para öğüten merhametsiz alçakların
pençesine düştü. Bunlar işçilerin boyunlarına acımasız ve zâlim
bir boyunduruk vurdular.
Bu işçileri bu baskıdan kurtaracak kimseler olduğumuzu ileri
sürerek sahnede görüneceğiz ve bizim
savaşan kuvvetlerimiz olan Sosyalistlerin, Anarşistlerin ve
Komünistlerin saflarina girmelerini onlara telkîn
edeceğiz. Bu savaşan kuvvetlerimizi biz; sosyal masonluğumuzun
sözde bütün beşeriyetin dayanışması ve kardese idâresi geregince
dâima destekledik. İşçilerin emeğinden kânunen faydalanmakta
olan aristokrasi; işçilerin iyi beslenmeleri, sıhhatli ve kuvvetli
olmaları ile alâkalanırdı. Biz ise
tam aksine Yahudi olmayanların öldürtülerek azalmalarından menfaat
bekliyoruz. Bizim kuvvetimiz devamlı yiyecek kıtlığı
ve işçinin beden zayıflığında gizlidir. Çünkü bütün bunlar bizim
arzularımızın kölesi olmasına delâlet eder. O kendi yetkileri
içinde bizim arzularımıza karşı koyma kuvvet ve enerjisini bulamayacaktır.
Kralların kanunî otoritesinin aristokrasiye verdiği işçiyi idâre
hakkını, açlık daha sağlam bir şekilde bize verir.
Biz, avam tabakasını açlığın doğurduğu sıkıntı, hased ve kin
ile harekete geçirecek ve yolumuzun üzerinde bizi engelleyen
ne varsa onların elleri ile silip yok edeceğiz.
Bütün dünyâya hükmedecek olan hükümdarımızın taç giymesi vakti
gelince, aynı eller ona engel olabilecek her şeyi ortadan kaldıracaklardır.
Yahudi olmayanlar bizim uzmanlarımızın telkinleri ile harekete
geçirilmeksizin düşünme alışkanlığını kaybetmişlerdir. Bundan
dolayı bizim krallığımız kurulunca derhal yapacağımız bir işi
yapmanın, âcil lüzûmunu görmüyorlar. Bu iş, bilginin basit ve
gerçek bir bölümü ve bütün bilgilerin temeli olan insan hayâtının
ve onun sosyal varlığının yapısının gerektirdiği iş bölümünü
ve netice olarak insanların sınıf ve şartlar içinde ayrılmaları
husûsundaki bilgileri okullarda ögretmektedir. Herkesin bilmesi
gerekir ki insanların çalışma mevzularındaki farklılık sebebiyle
herhangi bir eşitlik mevcûd olamaz. Bir kimsenin kendini lekeleyen
bir hareketi ile bütün bir sınıf kânun önünde eşit olarak sorumlu
tutulamaz. O şahısla berâber hiçbir kimsenin değil, yalnız o
şahsın kendi şerefi lekelenmiştir. Sırlar içinde olan ve Yahudi
olmayanların öğrenmesine imkân vermediğimiz cemiyet kuruluşunun
gerçek ilmi herkese gösterecektir ki mevki ve iş, muayyen bir
çevre içinde muhafaza edilmelidir. Şöyle ki; fertlerin bir eğitimden
geçmiş olmaları sebebiyle kendilerine uygun olmayan bir işi
yapmaya davet etmeleri yüzünden insanların ızdırap kaynağı olmasınlar.
Bu ilmin tamâmen okunmasından sonra halk gönüllü olarak iktidâra
itaat edecek ve devlette kendilerine tahsis edilen mevkii kabûl
edecektir. Bilimin bizim geliştirdiğimiz bugünkü durum ve istikâmetinde
halkı yanlış yola sevk etme kastı ile hareket edilmesi ve halkın
kendisinin cehâleti sâyesinde onlar basılı şeylere körü körüne
inanır, bağrına basar. Bir kör kendisinden üstün saydığı her
duruma kin duyar. Çünkü sınıf ve durumun mânâlarının idrâkine
sâhip değildir.
Ticârî mübâdeleler üzerindeki muâmeleleri durduracak ve sanayii
felce uğratacak olan ekonomik krizlerin tesiri bu kini daha
fazla artıracaktır. Bizce bilinmekte olan bütün gizli yer altı
metodları ile ve tamâmiyle elimizde olan altının yardımı ile
bütün dünyâda ekonomik krizler meydana getirecek, bu krizler
vâsıtasıyla Avrupa'daki bütün memleketlerde bütün işçi gürûhunu
aynı anda sokaklara fırlatacağız. Bu güruh; cehâletlerinin basitliği
içinde zevkle dökülecekler ve beşikte bulundukları günlerden
beri haset ettikleri malları o zaman yağma etme imkânı bulacaklardır.
Bizimkilere dokunmayacaklardır. Çünkü saldırı ânı bizce bilinecek
ve biz kendimizinkileri muhafaza etmek için tedbirler alacağız.
Göstermiş bulunmaktayız ki, hâdiselerin gelişmesi bütün Yahudi
olmayanları idrâkın hâkimiyetine sokacaktır. Bizim istibdâdimiz
kesin olacaktır. Çünkü, o bütün kargaşalıkları tedbirli bir
şiddetle yatıştırmayı ve bütün müesseselerde liberalizmi yakıp
kül etmeyi bilecektir.
Halk kendisine hürriyet adı altında her türlü müsaade ve müsâmahada
bulunulduğunu görünce kendisini hükümdar tahayyül ederek yolunun
üzerindeki iktidâra saldırdı. Fakat tabiî diğer bütün körler
gibi birçok engellere rastladı. Bir kılavuz arama telâşına kapıldı.
Eski durumuna dönme idrâkine aslâ sâhip olmadı ve bütün iktidârını
bizim ayaklarımızın altına attı. Bizim "büyük" ismini
verdigimiz Fransız İhtilâli'ni hatırlayın. Onun hazırlanmasındaki
sırlar bizce gâyet iyi bilinmektedir. Çünkü o tamâmen bizim
ellerimizin eseridir.
O vakitten beri dâima dünya için hazırladığımız Siyon kanından
müstebid kral lehinde, en sonunda bizden bile dönmeleri için
halkı bir hareketten diğerine sevk ediyoruz.
Bugün biz enternasyonal bir güç olarak yenilmez bir durumdayız.
Çünkü herhangi bir devletin hücûmuna uğrasak diğer devletler
tarafından destekleniriz. Yahudi olmayan halklar, bunların en
az bir kısmı için yirmi kralın kafasını uçururlardı.
Halk kitlelerinin bu mantıksız, birbirini tutmaz hâli; aynı
mâhiyette görünen olaylar karşısındaki tutumu nasıl izah edebilir?
Bu diktatörlerin kendi ajanları vâsıtası ile halkların kulağına
bu suiistimaller ile devlete verecekleri zararın halkların refâhı,
onların hepsinin enternasyonal kardeşliği, onların dayanışması
ve halklarının eşitliği gibi yüksek bir gâye ile olduğunu söylemeleri
vakıası ile izah edilebilir. Tabiî onlar bu birleşmenin sâdece
bizim hâkimiyetimizdeki idâre altında başarılması gerektiğini
söylemezler.
Böylece halk dürüst kimseleri suçsuz çıkarır, her ne isterse
yapabileceğine gittikçe daha çok inanır. Bu durum sâyesinde
halk her türlü muvâzeneyi yok eder ve her adımda karışıklık
meydâna getirir.
Hürriyet kelimesi insan topluluklarını her kuvvete, her çeşit
otoriteye, hattâ Allâh'a ve yaratılış kanunlarına karşı savaşa
sevk eder. Bunun içindir ki biz krallığımızı kurduğumuz zaman,
zâlim bir prensip ifâde eden ve kitleleri kana susamış hayvanlar
hâline getiren bu kelimeyi hayat lügatinden silmeğe mecbûr olacağız.
Gerçekten bu hayvanlar her zaman kan içip doyduklarında yeniden
uykuya dalarlar ve o zamanlarda zincirlerine kolaylıkla vurulabilirler.
Fakat onlara kan verilmezse uyumazlar ve mücâdeleye devâm ederler.