Hürriyet, kânunun müsaade ettiğini yapma hakkıdır. Kelimenin
bu şekilde mânâlandırılmasının uygun bir zamanda bize hizmeti
olacaktır. Çünkü kânunlar yukarıda bahsi geçen programa göre yalnız
bizim arzumuza göre ilgâ edilecek veyâ yapılacak olduklarından
bütün hürriyet böylece bizim ellerimizde olacaktır.
Bu sebepten dolayı neşredeceğimiz gazeteler en karşı temâyül
ve fikir gösteren düzene riâyetsizlik yâni protesto etmişler gibi
görüneceklerdir. Bununla bize karşı güven hâsıl edecek bundan
hiç şüphelenmeyen hasımlarımız aramıza çekilmiş olacak ve böylece
onlar tuzağımıza düşerek zararsız hâle getirileceklerdir.
Ön sırada resmî mâhiyette olan organlar bulunacaktır. Bunlar
dâima menfaatlerimizin üzerinde koruyucu olacaklar ve bundan dolayı
da tesirleri çekmiş olacaklardır.
Üçüncü sırada biz kendi muhalefetimizi kuracağız ki tamâmen dış
görünüş olarak organlarından en az birinde bize çok aykırı görünen
tezler ileri sürülecektir. Bizim hakîkî muhalefetlerimiz bu taklit
muhalefeti kendilerinin olarak kalpten kabûl edecek ve bize bütün
sırlarını açıklayacaklardır.
Bütün gazetelerimiz mümkün olan her görünüşte –aristokratik,
cumhûriyetçi, devrimci, hattâ anarşist- olacaklardır. Tabiî anayasa
mevcut olduğu müddetçe, onların yüz eli olacak ve kamuoyunun gereği
olan her bir sektör için bir parmağı bulunacaktır. Ne zaman bir
heyecan uyansa bu eller, düşünceyi bizim gâyemiz istikâmetine
sevk edecektir. Çünkü heyecanlanan bir hasta bütün muhakeme kuvvetini
kaybeder ve telkinlere kolaylıkla kapılır. Kendi kamplarından
olan bir gazetenin fikirlerini tekrar ettiklerini sanan budalalar
bizim fikirlerimizi veyâ bizim için makbul görünen herhangi bir
fikri tekrar etmiş olacaklardır. Kendi partilerinin boş inancı
içinde
olanlar, gerçekte bizim kendileri için açmış olduğumuz bayrağı
takip edeceklerdir.
Bizim gazetelerden teşekkül eden milis ordumuzu bu anlayış içinde
idrâk etmek için bu düzeni teşkilâtlandırmakla özel ve ihtimamlı
bir dikkat göstermeliyiz. Merkez basın dâiresi unvânı altında
basınla ilgili toplantılarda bizim ajanlarımız dikkati çekmeden
günün emirlerini ve parolalarını vereceklerdir. Bizim organlarımız
resmî tebliğlerdekinden daha dolgun bir şekilde ifâde bulabilmemiz
gâyesiyle münâkaşa ve tekzipler ile fakat dâima sathî olarak ve
meselenin özüne temâs etmeksizin resmî mâhiyette gazetelere karşı
yapmacık bir mücâdelenin yaylım ateşini devâm ettireceklerdir.
Tabiî bu durum her ne zaman bizim menfaatimize olacak ise.
Bize yapılacak olan bu hücumlar ayrıca bir başka gâyeye de hizmet
edecektir. Yâni teb’âmız tam bir söz hürriyetinin varlığına inandırılacaklar
ve bu sûretle ajanlarımız bize muhalif olan bütün organların bizim
emirlerimize karşı herhangi bir esaslı itiraz bulamadıklarından
boş şeyler saçmalayan kimseler olduklarını iddiâ etmek için fırsat
verecektir.
Bu şekilde tertip metodları, halk tarafından fark edilmezler,
fakat halkın teveccüh ve itimâdını bizim hükûmetimiz tarafına
çekmede başarı kazanmak için en iyi bir şekilde hesaplanmış ve
kesinlikle güvenilir metodlardır. Üzerine basacağımız toprağı
dâimâ çok ihtiyatlı bir şekilde yoklayarak böyle metodlar sâyesinde
zaman zaman icap eden şekilde vakıalar veyâ onların tekziplerini
iyi veyâ kötü karşılanacaklarına göre kâh yalan olarak neşrederek
siyâsî meseleler üzerinde halkın zihninin heyecanlandıracak veyâ
sâkinleştirecek, iknâ edecek veyâ karıştıracak bir durumda olacağız.
Bizim muhaliflerimiz üzerinde kesin olarak ifâde edecekleri basın
organlarına sâhip olmayacaklardır.
Basınımızın üçüncü sınıfı içinde tarafımızdan ateşlenen bu gibi
tecrübe atışlarını ihtiyaç hâlinde yarı resmî organlarımızda enerjik
bir şekilde tekzip edeceğiz.
Şimdiki zamanda bile, sâdece Fransız basınını ele alın, parola
ile işleyen masonik dayanışmayı açığa vuran haller vardır: Bütün
basın organları meslekî gizlilik içinde birbirlerine bağlıdırlar.
Onlardan hiçbirisi kendi mâlûmat kaynaklarının sırrını bunların
bildirilmesi kararlaştırılmadıkça dışarıya vermezler. Gazetecilerin
hiçbirisi kendinin bütün mâzîsi içinde yüz kızartıcı bâzı yaralar
ve buna benzeyen şeyler bulunmadıkça basın mesleğine kabûl edilmeyeceği
için onlardan hiçbirisi bu sırrı ifşâ etmek tehlikesine girmeyecektir.
Çünkü bu yaralar derhal açıklanır. Bu sırlar birkaç kişi arasında
kaldığı müddetçe gazetecinin şöhreti memleket çoğunluğunu çeker,
avam onu şevkle tâkip eder.
Bizim hesaplarımız, bilhassa taşra vilâyetlerini şümûlüne alır.
Oralarda bizi herhangi bir anda başkente saldırabilmemize vesîle
olacak ve başkente taşra vilâyetlerinin kendi istek ve hissiyatı
olarak göstereceğimiz istek ve hisleri alevlendirmek bizim için
zarûrîdir. Tabiî bunların kaynağı daima bir ve aynı olacaktır:
Biz, iktidârı tam ele geçireceğimiz zamâna kadar başkentlerin
kendilerini taşra halkının yâni bizim ajan kadromuz tarafından
hazırlanan bir çoğunluğun fikirleri ile boğulmuş bulmalarını arzu
ediyoruz. Amacımız için elzemdir ki en uygun anda meydana getirdiğimiz
bir emr-i vâkîyi sebep için yâni taşra vilâyetlerindeki çoğunluğun
bunu kabûl etmiş olduğu düşüncesi içinde olarak artık müzâkere
yapma durumuna girmesinler.
Bizim tam hükümdarlığımızı elde etmemize geçişten önceki yeni
rejim döneminde bulunduğumuz sırada, halkın arasındaki dürüst
olmayan hareketlerin hiçbir çeşidinin basın tarafından herhangi
bir şekilde açıklanmasına müsaade etmemeliyiz. Yeni rejimin suç
işlemesini bile ortadan kaldıracak bir derecede herkesi memnun
ettiği düşüncesini vermek için bu lüzumludur. Suç işlenmesi hallerini
ancak o suçlara mâruz kalanlarla tesâdüfen şahit olanlar bilecektir.
Biz basınla aşağıdaki tarzda uğraşacağız: Bugünün basını tarafından
oynana rol nedir? O bizim gâyemiz için lüzumlu olan hisleri kamçılar
ve alevlendirir veyâ partilerin egoistçe amaçlarına hizmet eder.
O çok defâ tatsız, haksız ve yalancıdır ve halkın çoğunluğu basının
gerçekte hangi gâyelere hizmet ettiğine dâir en ufak bir fikir
sâhibi değildir. Biz ona eyer vuracağız ve sıkı bir dizginle dizginleyeceğiz.
Aynı işi matbaalarının bütün istihsâli için de yapacağız. Çünkü
biz eğer broşürler ve kitaplar için hedef olarak kalırsak basının
hücumlarını duyurma husûsundaki düşünce nerede kalırdı? Şimdiki
zamanda sansür yüzünden ağır bir masraf kaynağı olan yayın istihsâlini
biz devletimiz için çok kârlı bir gelir kaynağı durumuna çevireceğiz.
Biz ona özel bir basın organı veyâ matbaa kurulmasına müsaade
etmeden evvel teminat
yatırmaların isteyeceğiz. Bunlar o zaman basının yapacağı herhangi
bir çeşit hücûma karşı bizim hükûmetimizi garantili duruma getirecektir.
Eğer o zaman hâlâ böyle şeyler mümkün olup da bize karşı hücum
için herhangi bir teşebbüste bulunursa biz onları merhametsiz
bir şekilde para cezâlarına çarptıracağız. Damga vergisi, teminat
yatırılması ve bu yatırılan paralar ile emniyet altına alınan
para cezâları hükûmete muazzam bir gelir kazandıracaktır. Parti
organlarının yayın uğrunda para esirgemedikleri doğrudur. Fakat
biz bunları bize karşı ikinci hücumlarında kapatacağız. Kimse
cezâdan muaf olarak Hükûmetimizin yanılmazlığı hâlesine gölge
düşüremeyecektir. Herhangi bir yayını durdurmak için bahâne olarak
halkın düşüncesini karıştırdığı iddiâ edilecektir. Dikkat etmenizi
ricâ ederim ki bize hücûm edenler arasında bizim tarafımızdan
tesis edilmiş organlar da olacaktır. Fakat onlar sâdece bizim
değiştirmeyi önceden kararlaştırdığımız noktalara hücûm edeceklerdir.
Bizim kontrolümüz olmadan bir tek tebliğ bile halka ulaşmayacaktır.
Hattâ bütün haberlerin, bürolarında dünyânın her tarafından haber
toplanan birkaç ajans tarafından yayılması sebebiyle şimdi bile
bu neticeyi zâten elde etmiş bulunmaktayız. Bu ajanslar bilâhare
tamâmen bizim olacak ve sâdece bizim kendilerine dikte ettiklerimizi
yayacaklardır.
Eğer şimdiden biz Yahudi olmayanların hepsinin dünyâ olaylarına
burunlarının üstüne yerleştirdiğimiz gözlüklerin renkli camlarından
bakacakları derecede kendimizi onların cemiyetlerinin kafasının
sâhibi yapma yolunu bulmuşsak, eğer şimdiden Yahudi olmayanların
budalalığının devlet sırları dediği şeylere bizim girmemize engellerinin
mevcut olduğu bir tek devlet bile yoksa, ya bütün dünyâda hüküm
sürecek kralımızın şahsında dünyânın hükümdarları olarak kabûl
edileceğimiz zamanki durumumuz nasıl olacaktır?
Tekrar matbaaların geleceğine dönelim. Yayınevi sâhibi, kitabevi
sâhibi veyâ matbaacı olmak isteyen herkes kendisine bu işler için
tesis edilmiş bir diploma tedârik etmeğe mecbur tutulacaklar ve
herhangi bir hatâ hâlinde derhal tevkif edileceklerdir. Bu gibi
tedbirler ile düşünce âleti bizim Hükûmetimizin ellerinde bir
terbiye vâsıtası ile karanlık yollara ve tuhaf fikirlere saptırılmasına
müsaade edilmeyecektir. Aramızda bu hayâlî ilerleme iddiâlarının
ahmakça tasavvurlar hem inanların kendi aralarında ve hem de otoriteye
karşı anarşik münâsebetler doğurur. Çünkü; ilerleme, daha doğrusu
ilerleme fikri her çeşit serbestlik telakkîsini ortaya çıkarmış
fakat bunların hudutlarını tâyin etmeğe muvaffak olamamıştır.
Liberal denilen herkes, fiilen olmasa bile fikren muhakkak anarşisttir.
Onların her biri hürriyet hayâletinin peşini
tâkip ediyor ve münhasıran düzene riâyetsizlik yâni protesto etmiş
olmak için protesto etme anarşisine düşüyorlar.
Periyodik basına dönelim. Her basılı maddeye olduğu gibi bunlara
da sayfa başına damga vergisi ve teminat yatırma mecburiyeti yükleyeceğiz.
Otuz yapraktan az kitaplar için iki misli olacaktır. Bir taraftan
basılı zehirlerin en kötü şekli olan mecmuâların sayısını azaltmak
için diğer taraftan da yazarları, az okunacak ve özellikle pahalıya
mâl olacak uzun eserler yazmağa zorlaması için bu çeşit kitapları
broşür sayacağız. Aynı zamanda zihnî gelişmeye bizim menfaatimiz
bakımından tespit edilen yönde tesir etmek için biz kendimiz,
ucuz olacak ve doyulmaz bir şekilde okunacak yayınlar yapacağız.
Vergiler, tatsız yazarlık heveslerini sınırlayacak ve cezâ sorumluluğu
yazarları bize bağlı yapacaktır. Eğer bize karşı yazmağa istekli
kimseler bulunacak olursa bunlar eserlerini basmaya hevesli hiçbir
şahıs bulamayacaklardır. Yayınevi sâhibi veyâ matbaacı herhangi
bir eseri basılı olarak yayınlamak için kabûl etmeden evvel bu
işi yapmak için müsaade almak üzere yetkili
makamlara başvurmaya mecbur olacaklardır. Böylece bize karşı hazırlanan
bütün düzenleri önceden bileceğiz ve onlardan evvel davranarak
bahsedilen mevzû üzerinde izâhatta bulunarak onları tesirsiz bırakacağız.
Kitap yayını ve gazetecilik en önemli eğitim güçlerinden ikisidir
ve bundan dolayı bizim hükûmetimiz gazetelerin çoğunun sâhibi
olacaktır. Bu durum husûsî mülkiyetteki
basımın zararlı etkisini yok edecek ve bizi halkın düşüncesi üzerinde
çok büyük bir tesir elde etme durumuna getirecektir. Eğer biz
o gazete için ruhsat verirsek bizzat kendimiz otuz tâne kuracağız
ve diğer yayınlar için de aynı nisbette muhafaza edeceğiz. Bununla
berâber hiçbir sûrette bundan halk şüphelenmemelidir.