Evvelce de olduğu gibi hükümdârın otoritesinin kesin ifâdesi
hâlinde bulunan Devlet Şûrâsı; yasama heyetinin bir teşhir organı
gibi olacak, öyle ki ona hükümdârın kânun ve kararlarının yayın
komitesi denilebilecektir.
O zaman yeni anayasa programı şudur: 1- Yasama heyetlerine tekliflerde
bulunma görüşü içinde, 2- Genel Kâideler, Senato emirleri ve bakanlık
emirleri şeklindeki Devlet Şûrâsı kararları görünümü altında başkanın
kararnâmeleri ile, 3- Ve uygun bir fırsatın ortaya çıkması hâlinde
devlette bir inkılap şeklinde kânunları, yetkileri ve
adâleti biz yapacağız.
Faaliyet tarzını takribî bir şekilde tespit etmiş olarak şimdi
devlet makinesinin gösterilen istikâmette gidişi içinde tamamlamaya
hâlâ mecbur bulunduğumuz inkılap kombinezonlarının teferruatı
ile meşgul olacağız.
Bu kombinezonlar ile basın hürriyeti, cemiyet kurma yetkisi,
vicdan hürriyeti, seçim prensibi ve insan hâfızâsından ebediyen
kaybolması gereken diğer birçok hususları ve yeni anayasanın îlân
edilmesinin fedâsında uğrayacağı kökten değişikliği kastediyorum.
Bu değişiklik önceden bizim bütün teşkilâtımıza bildirebileceğimiz
bir anda yapılmalıdır. Çünkü ondan sonra göze çarpar şekilde her
değişiklik haşin bir sertlikle ve bir şiddet anlayışı ve kayıtlamalar
içinde getirilirse aynı istikâmette yeni değişikliklerin de yapılacağı
korkusu sebebiyle bir ümitsizlik hissine götürebilir. Diğer taraftan
eğer o değişiklikler fazla müsâmaha anlayışı içinde getirilirse
bizim kendi yanlış işimizi kabûl etmiş olduğumuz söylenir ve bizim
otoritemizin yanılmazlık şöhreti kaybolur, veyâ bizim korktuğumuz
yumuşaklık göstermeğe zorlandığımız söylenir. Bundan dolayı da
hiçbir minnet duygusu kazanamayız. Çünkü bunun mecbûrî olduğu
zannedilecektir. Bunların birincisi de ikincisi de yeni anayasanın
nüfûzuna yararlı olur. Biz arzu ediyoruz ki onun îlân edildiği
andan itibâren dünyâ halkları inkılap olayının başarılmış olması
ile sersemlemiş, henüz dehşet ve kararsızlık durumunda iken hepsi
derhâl kabûl etsinler ki biz çok kuvvetliyiz, zaptolunamaz bir
durumdayız, kuvvet ile dopdoluyuz, şöyle ki hiçbir hâlde onları
hesâba katmayacağız ve şimdiye kadar onların düşüncelerine ve
arzularına hiç dikkat etmiş değiliz, herhangi bir anda ve herhangi
bir yerde ortaya çıkacak ifâde veyâ gösteriyi ezmeğe hazır ve
muktediriz. İstediğimiz her şeyi derhâl el koymuş bulunuyoruz
ve hiçbir hâlde kuvvetimizi onlarla bölüşmeyeceğiz. Bundan sonra
korku içinde ve titreyerek gözlerini her şeye kapatacaklar ve
bütün bunların sonunda ne olacağını beklemeğe râzı olacaklardır.
Yahudi olmayanlar bir koyun sürüsüdür ve biz onların kurtlarıyız
ve sizler biliyorsunuz ki kurtlar koyun sürüsüne daldıkları zaman
neler olur?..
Onların gözlerini kapatmaları için bir başka sebep daha vardır.
Biz onlardan geri aldığımız bütün hürriyetleri sulh düşmanlarını
bastırıp bütün partileri uysallaştırdığımız anda tekrar kendilerine
vereceğimiz şeklinde onları bir ümit içinde bulunduracağız…
Hürriyetlerinin geri verilmesi için onların beklemeğe ne kadar
devâm edeceklerini müzâkere etmeğe değmez.
Netice olarak biz hangi maksat için bütün bu tedbirleri icat
ettik ve bunların altındaki mânâları yoklamaları için onlara hiçbir
fırsat vermeden bunları Yahudi olmayanların kafalarına yerleştirdik?
Gerçekten ne için, eğer dağılmış kabilemizin düz yol ile erişemeyeceğini
dolambaçlı yol ile elde etmek için değilse? İşte bu bizim gizli
masonluk teşkilâtımızın temeli olarak vazife görmüştür ki bunları,
arkadaşlarının gözlerine kum serpmek için mason localarının göztermelik
ordusuna aldığımız Yahudi olmayan sığırlar bilmezler ve onlar
hattâ bu teşkilâtın gâyelerinden bile şüphe duymazlar.
Allah bize, biz seçilmiş kavme, dağılma ihsân etti ve bütün gözlere
bizim zayıflığımız şeklinde görünen bu dağılma içinde bizim bütün
kuvvetimizi meydana çıkardı, bizi şimdi bütün dünyâ üzerindeki
hükümdarlığımızın eşiğine getirdi.
Atmış olduğumuz temel üzerinde binâ kurmamız için şu anda pek
fazla iş kalmış değildir.